13 Eylül 2006

Şişelerin Dili







Yukarıdaki iki fotoğrafta görülen şişe,18'nci asırda büyükbabam (annemin babası) İstanbul'dan getirtmiş. Büyükannemden anneme verilmiş ve şu an benim sakladığım bir obje.Çocukluğumda uzun uzun seyreder, şişenin içerisine minyatür çiçeklerle süslü bu sandalyenin nasıl koyulduğunu hep merak ederdim. Geçenlerde nette rastladığım aşağıdaki iki fotoğrafta gördüğünüz antika şişelerden yola çıkarak, bende bulunan şişenin menşeini araştırdım. Üzerinde Depose Villacabras yazıyordu.




Bu tür objelerin daha çok hapisanelerde tutuklu kişiler tarafından yapıldığı biliniyor. Muhtemelen Villacabras İspanya Catalunya'da eski bir tutukevi, net bir bilgiye ulaşamadım (ispanyolca çeviri olanağı olmadığı için) ama tam bu isimle anılan bir eski eserin yukarıdaki fotoğrafını elde ettim. Açıkcası heyecanlanmadım desem yalan olur. Elimde tuttuğum bu şişe en az 18'nci asırda İspanyada yapılmış bir eser ve Adana'da bir garibanın vitrinini süslüyor. İnanılacak gibi değil, siz ne dersiniz.


14 yorum:

beyhan dedi ki...

Ah Nazlı'cığım ne kadar şanslısın.Harika birşey.Ben burada okurken bile heyecanlandım.Gerçekten çok orjinal bir şişe.

akçahan dedi ki...

Dünya küçüldü artık deriz ya... Eskiden de küçükmüş Nazlıcığım, nereden nereye... Bence de çok heyecan verici.

pembeli dedi ki...

Gerçekten çok ilginç bir objeye sahipsin, bencede çok heyecan verici bir duygu olsa gerek. Sevgiler

tuhfe dedi ki...

Eskiye ait eşyalar benim de ilgimi çeker .İnsanların yaşantılarına ait izler taşıyan eşyalar merak uyandırmıştır her zaman. Antikayım di mi?
Bu şişeyi kimbilir hangi mahkum, hangi düşüncelerle yaptı. Hangi umutları, hangi hayalleri sakladı içine!

esintiler... dedi ki...

Nazlıcığım!
Bu müthiş bir şey ya!
Çok kıymetli olmalı...
Bence antika değerini tespit ettirmelisin! Şaka gibi gelmesin ama bulunduğu yerin güvenliğini de artırmalısın! Dost var, düşman var... Bence çok değerli... Sence de özellikle manevî hatırıası yüzünden ayrı bir değeri vardır...

ikibin6

Serra dedi ki...

Keske esyalarin hafizasi olsa da, ilk sahibinden , hatta yapanin elinden cikip bugune kadar olanlari anlatabilse. ne hikayeler dinlerdik kim bilir. Bence de fazla ortalikda durmasin, aksilik biri carpar kirilir filan.

munev dedi ki...

sevgili Nazlı ne güzel bir hatıra.bak hepimizi nerlere götürdü.Serramın dedigi gibi keske dile gelselerde o günleri anlatsalar..onlar bizlere böyle güzel hatıralar bırakmıs biz bakalım neler bırakabilecegiz bizen sonrakilere diye düsündüm...paylasımın icin tesekkürler.saglık ve sevgiyle kal.annecigine hürmetler....

damak tadı dedi ki...

Sevgili Nazlı,
Bunlar olağanüstü objeler,aman dikkat canım kırılmasın bu zamana kadar gelmiş bundan sonrası içinde iyi muhafaza et.Arkadaşların değindikleri gibi kimbilir ne anılarla doludurlar,ne aşamalardan ne zorluklardan geçmiştirler.Dedeciğinin yaşıyorsa Allah uzun ömürler versin hayatta değilse nur içinde yatsın,çok güzel anısı ve maneviyatı tarafından büyük bir güzellik bırakmış.İyi günlerde güzel anılarla kalsın hep sende.

Sevgilerimle,

NAZLICA dedi ki...

Beyhancığım, bazen elimizdekilerin değerini hiç bilmeyiz, bunu özellikle sakladım,eskiye merakım çok.Teşekkürler.

Semanur dünya şimdi daha küçüldü,1 gün içerisinde dünyanın en uzak köşesine istediğini gönderebilirsin. Eski devirlerde ulaşım aylarca sürmüştür herhalde onun için daha heyecan verici geliyor bana.

Pembeli, teşekkürler nette araştırmadan böyle düşünmüyordum, sıradan gibi geliyordu bana. Ama öyle değilmiş.

Tuhfeciğim, gerçekten ben de eski eserlere bakarken yaşanmışlıkları hissetmeye çalışırım. Kimler nasıl hangi şartlarda yapmışlar, kullananlar nasıl kullanmış vs. Mısır uygarlığını izlerken Kahiredeki müzede, şimdi kullandığımız tüm eşyaların ilk bu medeniyette düşünülüp yapıldığını hayretle izledim. Çağımızda bu eşyalar sadece modernize edilmiş, inanılacak gibi değil.

Şirin bir antikacıya baktırmadan rahat edemeyeceğim gerçekten.Özel anısı nedeniyle maddi anlamı yok benim için ama tarihini bilmek isterim.

Serra, senin dediğin gibi keşke hafızaları olsa eşyaların, meraktan kurtuluruz değilmi? İyi bakıyorum merak etme canım.

Münevver, üzme canını bizler de dürüstlük, sevgi, iyi bir isim bırakırız en azından.Az şey değil bunlar.

Gül teşekkürler canım, büyükbabamı annem bile hatırlamıyor, çok küçükmüş kaybettiğinde. Nurlar içinde yatsın. Çok güzel bir anı,torununun saklayabileceğini düşünmüşmüydü acaba? Sanmıyorum ama iyi bir vesile oldu ona rahmet dilemek için.

Hepinize güzel yorumlarınız için tekrar teşekkür ediyorum arkadaşlar

esintiler... dedi ki...

Önce Ankara'da kızılcık olmadığı haberleri geldi... Ardından Kayseri'den de bi arkadaş çarşı pazar armış Kayseri'de... Orda da bulamamış.. Ama inan dış ülkelerde yetişen her tür meyve varmış! Bak şimdi sen de Adana'da olmadığını bildiriyorsun. Bizim pazarda gani gani.. Dedim ki pazarcılara "memleketin her köşesinden istek var. Söyleyin üreticilere yalnız İstanbul'da olmasın, her yere yollayın"... Adamlar bile hayret ettiler özellikle Ankara'da olmamasına... Ben de şaştım bu işe... Küçük gibi görünen ama önemli ayrıntılar... Daha ülkemizde yetişen ürünleri adil olarak dağıtmayı beceremiyoruz.. Ama Ekvador'un muzunun olmadığı market yoktur sanırım...
ikibin6

candan dedi ki...

NAZLIŞIM NE HARİKA ŞEYLER BUNLAR TAM ANTİKA ,ÇOK ŞANSLISIN KURABİYEM:)VALLAHİ SENİNLE YARIŞACAĞIZ ÇÜNKÜ BENDEDE BİR TANE VAR TARİH SIKI DUR 1575 İÇİNDE İSE BALERİN VAR LE BLEU DANUBE İLE DANS EDİYOR YANİ MAVİ TUNA İNANABİLİYORMUSUN
AKLIMA GETİDİN BENDE RESMİNİ ÇEKEYİMÇOK ŞİRİN BENİMKİ DE
ÇOKKK ÖPÜYORUM KURABİYEMİ
DÜN ÇOK YOĞUNDUM UĞRAYAMADIM.

NAZLICA dedi ki...

Şirinciğim tamamiyle haklısın,sağol pazarcıları bile ayağa kaldırmışsın. Bakarsın buraya da getirirler.Umarım duymuşlardır gerekli merciler.

Candan merak ettim, iyi olduğunu duyunca sevindim. Hemen paylaş sendeki antikayı, çok heyecan verici oluyor. Ben tarihini üzerinde bulamadım şanslısın. Meraklandım bak şimdi.

tuhfe dedi ki...

Ankarada kizilcik nasil olmaz! Biz kucukken annem hep kizilcik hosafi yapardi!

tuhfe dedi ki...

... ve hala yapiyor!